19. yüzyıl dünyada bebek ölümlerinin çok yüksek olduğu bir dönemdi. İsviçre’de de o dönemde her 5 çocuktan biri 1 yaşına gelmeden hayatını kaybediyordu. Bu durumdan derinden etkilenen ve çalışmalarını bebek beslenmesi konusunda yoğunlaştıran Henri Nestlé anne sütü alamayan bebeklerin hayatlarının ilk aylarında beslenebilmesi için dünyanın ilk hazır bebek maması Farine Lacteé/ Sütlü Un’u üretti.

Bayan Wanner çok ciddi bir hastalık geçiriyordu ve bebeği de bir ay kadar erken doğmuştu. Hasta olan bebeği sadece anne sütünü değil diğer tüm gıdaları reddediyordu. Durumu çok kritikti ve açıkçası yaşaması için çok az bir ümit vardı. Henri Nestlé, 1867 Eylül‘ünde bebek mamasını ilk defa minik Wanner’e vererek hayatını kurtardı.

Henri Nestlé’nin devrim niteliğindeki bu ürünü doktorların ve medikal çevrelerin de desteği ve tavsiyesi ile önce İsviçre’de, daha sonra Avrupa’da ve dünyanın dört bir yanında büyük bir başarıya ulaştı ve yıllar boyunca anne sütü alamayan milyonlarca bebeğe yaşama şansı tanıdı.

Henri Nestlé, şirketine ve orijinal ürününe soyadı olan ve aynı zamanda Almanca’da küçük kuş yuvası anlamına gelen ’Nestlé’ ismini verdi, ve logosunu “yuvada yavrularını besleyen kuş” görseli ile tamamladı. Yalınlığına karşın güven, sorumluluk, besleyici bakım ve aile gibi çok güçlü ve evrensel kavramları içinde barındıran kuş yuvalı logo bir asırdan uzun bir süredir Nestlé’nin çalışanlarına sağladığı aile ortamını, tüketicilerine verdiği güveni ve ürünlerindeki kalite ve özeni simgelemektedir. Yıllar içinde geçirdiği birkaç küçük değişikliğe rağmen, bir asırdan fazla bir zaman sonra bugün hala Nestlé şirketinin kurumsal kimliğinin en önemli unsuru olan Nestlé logosu, sayısı her gün artan Nestlé® ürünlerinin kalitesinin garantisidir.

adsiz.jpg

kaynak:www.nestle.com.tr

Hani bilirsiniz Michelin’ ın tombiş lastik adamdan kullandığı bir maskotu vardır. Bidendum işte onun ta kendisi.

İster Mişhelin diye telafuz edin ister Mişlen diye -ki doğru olanı bu-, her kez neden bahsettiğinizi anlayacaktır.

Bundan tam 113 yıl önce gerçekleşen Lyon Evrensel Sergisinde üst üste yığılmış lastikler Michelin kardeşlere ilham kaynağı olur. Edouard, André’ye bu yığını göstererek “Kolları olsaydı, bir insan olabilirdi” der.

Sene 1899, Dönemin ünlü illüstratörü O’Galop’un çizdiği ilk posterlerde Bibendum, havası inmiş rakip marka lastikler arasında, engelleri bardağına doldurmuş, «Şi

mdi içme zamanı» (Nunc est Bibendum) diyerek kadeh kaldırmaktadır.

1950’lerde Michelin’in çığır açan yeniliği “Radyal Lastik”i tanıtırken başrolde yine Bibendum vardır…

Yüzüncü yıl, yeni bir imaj : 1998’de Bibendum incelerek daha modern ve dinamik bir görüntüye kavuşur. 2000’de Financial Times’ın ve “Report on Business” dergisinin bir araya getirdiği, sanat, tasarım ve iletişim dünyasının seçkin isimlerinden oluşan uluslararası jüri Bibendum’u “Dünyanın En İyi Logosu” seçer.

Bibendum, birkaç yıllık bir sessizliğin sonunda, ilk defa 3 boyutlu olarak, Michelin’in Avrupa’daki reklam kampanyasının sözcüsü olur. Televizyon, radyo, yazılı basın ve internet ortamında Avrupa’da ve Türkiye’de sık sık karşımıza çıkmaya hazırlanmaktadır.

Kaynak:www.michelin.com.tr

puma_adidas.jpg

Adidas ve Puma markalarının ortaya çıkışı, 1924′de Alman Adolf (Adi) ve Rudolf Dassler kardeşlerin atletizmle ilgili ayakkabılar üretmek için ‘Gebrüder Dassler OHG’ şirketini kurmalarıyla başladı.

Fakat İkinci Dünya savaşı sonrasında iki kardeş siyasi görüşler nedeni ile ayrı düştüler ve yollarını ayırmaya karar verdiler.

İki kardeş savaştan sonra hiç konuşmadılar. (Rudolf ya da Rudi), nehrin diğer yakasında Puma’yı, Adolf (Adi) ise nehrin öbür yakasında isminin ve soyisminin ilk hecelerinden oluşan Adidası kurdu…

Herzogenerauch da iki kardeşin ayrılmasıyla kasaba halkı bile Adi ciler ve Rudi ciler diye ikiye ayrıldı. Birinin uğradığı esnafa diğeri uğramaz oldu. .Savaş sonrasında yokluk işsizlik vardı ve Adidas’la Puma kasabadaki tek başarılı işletmelerdi. Kasabanın kalkınmasını nerede ise sadece bu iki kardeş firma sağlıyordu.

Annelerinin evinde, elektrik olmadığı için bisikletten elde ettikleri enerjiyle deri keserek ayakkabıya dönüştüren Dassler kardeşler, Adolph 1978 yılında öldüğünde tam 29 yıldır dargınlardı.

İki firma da öylesine büyüdüler ki iyi marka olabilme yolunda yaşadıkları küskünlük başarılarının gerisinde kaldı ve tam 83 yıldır isimlerinden söz ettirmeyi başardılar.

apple_computer-logo.jpg

Amerika’ nın en çok bilinen bilgisayar firması olan APPLE ilk kurulduğu zamanlar Macintosh ismiyle anılıyordu. Daha sonra pazarlama dahisi Steve Jobs, markaya logo ararken hem Macintosh cinsi olmasından hem de İncil’ de Adem ile Havva’ da yer alan  elmayı kullanmaya başladı.

Toyota’nın hikayesi, Sakichi Toyoda’nın, 19. yüzyıl sonlarında Japonya tekstil endüstrisi için bir devrim olan Japonya’nın ilk otomatik dokuma tezgahını icat etmesiyle başlamıştır. Sakichi Toyoda, 1918 Ocak ayında Toyoda iplik ve dokuma fabrikasını kurmasının ardından, büyük rüyası olan otomatik dokuma tezgâhını oğlu Kiichiro’nun da yardımı ile 1924 yılında tamamlamıştır. İki yıl sonra da Toyoda otomatik dokuma tezgâhları fabrikası kurulmuştur. 

toyota-auris-5.jpgBabası gibi bir mucit olan Kiichiro, 1920′lerde yapmış olduğu Amerika ve Avrupa gezilerinde, yeni gelişen otomotiv endüstrisinden derinden etkilenmişti. Kiichiro, babasının otomatik dokuma tezgâhının patentinin satılmasından elde ettiği £100,000′un çoğunu kullanarak, 1937 yılında Toyota Motor Corporation’u (TMC) kurmuştur. O günlerden bu yana dokuma tezgâhlarından araçlara uzanan Toyota tecrübesi, üretimde öncülüklerle dolu bir başarı hikâyesine dönüşmüştür.